20 Mayıs 2009 Çarşamba

Güzel İzmir

Geçtiğimiz 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı vesilesi ile sevgili Erdemo ile İzmir' e yollandık. iyi de ettik. İzmir güzel şehirmiş, yaşanılası bir yer. Açıkçası oraya yerleşebilir ve ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim. İnsanlar öylesi rahat ki..Havası, güneşi güzel, her şey ucuz... Ama bir konuya açıklık getirmek isterim ki; kızları güzel değil. Aradım aradım bakındım ama göremedim.
Valla kimse kusura bakmasın, İstanbul' un kızları daha güzel. Nitekim Didem Abla ve Asoşum canım kuzanim de bana bu konuda hak verdiler.
izmir ' deki 3 günlük tatilimizde görebileceğimiz en güzel yerleri gördük diyebilirim, Didem abla ile Levent Abiye ve Asoşum'a teşekkürler. Yeri gelmişken sevimli canavarlar Yunusiko ve Zeyno' yu da öperim.
Şirince, Saint Jean kilisesi, Süleyman ( umarım doğru hatırlıyorumdur ) Camii, İnciraltı, Sahil evleri, Forum, Alsancak, Kordon, Karşıyaka, Bornova...3 güne bu kadar sığdırılabilir İzmir, güzeldi..
Son gün de şerefimize Bornova Belediyesi bizim için konser düzenledi ve konser sonunda müthiş bir havai fişek gösterisi gözlerimizi şenlendirdi. :) Eee, her güzel şeyin bir sonu vardır tabi, gece 2.00 otobüsü ile yollara düştük Erdemo ile ve geldik kürkçü dükkanına..

Ama şimdiden yeni bir tatilin hevesi ve umudu ile yaşıyorum diyebilirim. Paris Hilton beni evlat edinse de hep gezsem, ne güzel olurdu ama değil mi?

02 Nisan 2009 Perşembe

YENİ HAYAT YENİ DÜZEN

Yeni bir işe başlamak bir bakıma yeni bir hayata adım atmak gibi..Yeni insanlar tanıyorsunuz ve her yeni insan size bir şeyler katarken bir şeyleri de yanında götürüyor. aslında biraz da onlarla şekilleniyorsunuz. Belki farkında değilsinizi ama aslında yıllar geçtikten sonra seçtiğiniz meslek , etrafınızdakiler sizin son halinizde önemli bir yerde yer alıyorlar. Bazen düşünüyorum bu meslek benim için doğru bir seçim mi oldu diye,bu zamanların sonunda yanıtlarım hep değişiyor. Bazen evet derken bazen de hayır deyiveriyorum kendime..Sanırım yıllar sonra da aynı soruyu sorduğumda yanıtım yine aynı olacak. ama bu sabah gazetede okuduğum bir haber iyi ki bu mesleği seçtim dedirtti bana, Japonya' da ünlü bir dizi oyuncusu intihar etmiş..Çok genç bir kadın, intiharının sebebi ise arkasında bıraktığı 7 sayfalık mektupta anlaşılmış. Menajerinin kendisini Japonya' nın ünlü işadamları ve medya patronları ile cinsel ilişkiye zorladığını ve bu hayattan bıktığını yazmış .Aslında uzaktan bakıldığında ne kadar renkli, şaşaalı ve eğlenceli gözüken hayatlar. Ama gerçek yüzleri öyle değil. Bazen hayatta çok sivrilmek çok göz önünde olmak hiç iyi değil. Normal bir hayat sürüp aslında kimsenin sizi görmediği ya da görüp de ilgilenmediği yerlerde ve anlarda eğlenmek, yaşamak en güzeli sanırım ..Yazı nasıl başladı nasıl bitti ama laf lafı da böyle açmaz mı zaten ? :)
Herkese iyi eğlenceler...

05 Kasım 2008 Çarşamba

Az bilen daha mı mutludur?

Teknolojiden nefret ediyorum...Gerçekten.Şu yazıyı yazarken teknolojiyi kullanıyorum evet, doğrudur ama yine de nefret ediyorum. Bazen düşünüyorum da mağara döneminde yaşayanlar ya da o kadar geriye gitmezsek 30' lu 40' lı yıllarda yaşayanlar daha mı mutluydu acaba. Etraflarında doğru dürüst teknoloji yokken az bildikleri için hayalleri daha kısıtlı olan bu insanlar işlerini daha kolay mı hallediyorlardı ya da nasıl olsa imkanım yok diye ellerindeki ile mi yetiniyorlardı??
Teknolloji sayesinde bilgiye daha çabuk hatta oturduğumuz yerden ulaşabildiğimizin farkındayım ama ne bileyim, ya ben beceremiyorum ya da başka insanlar hem beceremiyor hem de anlatamıyorlar :P

Yargı sistemimize UYAP diye teknolojik ( ! ) bir sistem getirdiler, adliyeye gitmeye hiç gerek kalmadan dava açabilcek, işlemleri ilgili mahkemenin sistemine girerek takip edebilecek hatta sistemdeki kayıtlardan örnek alabileceksiniz. Ama sistem doğru düzgün işlemiyor, memurlar sistem konusunda yeterince eğitilmiyor ve sonuç ne oluyor; UYAPZEDELER ( uyapzede avukatlar ) her geçen gün çoğalıyor.

Beni çıldırtan ikinci husus ise internet üzerinden havale işlemi...iki gündür uğraşıyorum ve bundan nefret etmeye başladım zaten. Önceki bürodayken internet üzerinden yapılan dolandırıcılık ile igili bir dava yürüttüğüm için önyargı duyduğum internet bankacılığına, gerçekten direnmeme rağmen, sonunda kardeşim yüzünden bulaştım. O şimdi Polonya'da eğitim için gitti ve benden parasını göndermemi istiyor ama iki gündür aşındırmadığım banka kalmadı..komisyon ücretleri nedir, western union mu daha iyi yoksa bankada döviz hesabı açtırıp havale yapmak mı ?Bankalarda çalışanların hepsi de yeterli değil gerçekten hiç bilgisi olmayanlar ile bile karşılaştım...sonuç ne mi?? Parayı hala göndermeye çalışıyorum inanın her dafesında yeni bir sorun çıkıyor bir tanesini halledince bu defa ikincisi ile karşılaşıyorsunuz...Üfff ne vardı şu teknoloji ve bankalar yok diyerek yanına paranı da alıp gitseydin kardeşim, uğraştırmasaydın beni...

06 Eylül 2008 Cumartesi

İyi ki doğdun aşkım:)


Benim için çok önemli birgün bugün. Saatler 00.00' ı geçti ve bugün benim canım kardeşimin doğumgünü. Benim hayattaki vazgeçilmezlerimden, hergün Allah'a varlığı için şükrettiğim, hep yaptıklarından gurur duyduğum canım kardeşimin.. O' nu çok seviyorum.Benim oyun arkadaşım, dert ortağım, her şeyimi paylaştığım en yakın dostum ve bu hayatta benim için hiçbir zaman kötülük düşünmeyecek ve beni ben olduğum için seven birkaç insandan biri :) hatta bu saydıklarıma yanında her tür manyaklığı rahatça yapabildiğimi, en iğrenç hallerimle bile yanında olduğumu ve bundan hiç rahatsızlık duymayıp bu hallerimle bile dalga geçebildiğimizi ( ki beni tanıyanlar bunun mümkün olmadığını bilirler :) ), en aptal şeylere beraber gülüp bunlarla da dalga geçebildiğimizi, gerçekten yanında olmaktan hep mutluluk duyduğumu ekleyebilirim.

O benim bitanem, benim prensesim, Peloooş'um :)

Canım kardeşim iyi ki varsın, iyi ki doğdun... Seni çok seviyorum :)

04 Eylül 2008 Perşembe

Gıt gıt gıdaaaak yumurtam sıcaaaaak


Dürksel Davuğu oldum ben:) Gıt gıt gıdaaaaaaak ...

Sevgili sevgilim dün şahane tespitlerine bir yenisini daha ekledi ve beni, otobüs duraklarında boy boy resmi olan Penelope Cruz ' a benzetmek varken dürksel davuğuna benzetti.

Ben de " - hayır hiç de bile, alakam yok o tavukla" dedim ama dinletemedim. " -Şimdi bir de boyamışlar davuğu, kapkara hali ile tam sen olmuşsun, artık bu otobüs duraklarındaki reklam panolarını gördükçe aklıma sen geleceksin " demez mi!!! Şoktayım:) Hiç seksepalitem kalmadı yaaaa:(

İnsan sevgilisinin aklında olmayı, gün içinde kendisini düşünmesini ister de bizim akla geliş şeklimiz bir enteresan :P

Ama ben de benimsiyorum artık napiiyiim? Beyim öyle istedi, ben bilmem beyim bilir..

" - Gıt gıt gıdaaaak yumurtam sıcaaaaakkk, Recep' im al beni gollarına geliyorum... :) "
( Bu arada ' Recep ' diyerek kimi kastettiğim anlaşılıyor değil mi, yine de intikam alma hevesimi kıramıyorum bey :P )
:)

21 Ağustos 2008 Perşembe

Mens dönemlerinden nefret ediyorum,hırrrrr!!!!



Mens dönemlerinden nefret ediyorum.Sırf bu dönemleri yaşamamak için bile erkek olmayı tercih edebilirim. Çevrenizdeki her şeyin ve herkesin sinirlerinizi bozduğunu ve her an cinayet işleyebileceğinizi bir düşünsenize..Allahtan Ceza Kanunu' muzda kadınların bu dönemlerinde indirim uygulanıyor:) Hormonlarımın isyan çıkarırcasına ayaklanmasını anlamıyorum, " - n'oluyor hey hormonlarım nereye? Durun tamam her şey yolunda, sakin sakin..."

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de insan kendisini Botero' nun şişman kadınları gibi görüyor, şişman ve çirkin. Iyyggghh:P

Sevgilinin benden çektiği de cabası, buradan kucak dolusu öpücüklerimle defalarca özür diliyorum.Az kahrımı çekmiyor, Allah Peygamber sabrı vermiş:)

Kısacası kadın olmak zor iş, Allah hepimize ve bizim kahrımızı çeken erkeklere kolaylık versin...

13 Temmuz 2008 Pazar

Hadi gel kurtaralım şu dünyayı:)

İçinden geleni söyle,
Kalırsa yazık olur,
Hayata küsüverirsin,
Hüzünler seni bulur...

Bu sözler Pinhani'den, çok seviyorum.Bi yerde Aborijinleri hatırlatıyor bana..Ama onların felsefesini bu hayatta yürütebilmek boş bir hikaye.Yok öyle bir şey..

" Hadi gelin kurtaralım birbirimizi bu maskelerden, herkes içinden geçenleri söylesin rahatlasın.. " Demek geçiyor içimden..Ama hiç sanmıyorum, zira ben ne zaman bunu denesem duvara tosluyorum:) Ne komik değil mi, biraz da trajik.

Ama işi kılıfına da uyduramıyorum. çok beceriksizim..Aslında bazen hayattan yoruluyorum ve buralar hiç bana göre değil diye düşümekten kendimi alamıyorum :)

Hayat seninle dalga geçebilenlere çok özeniyorum,çok...