21 Ocak 2008 Pazartesi

İyi ki varsın...

Bazen mutlu mutlu herşey yolunda giderken insan kendini kaybediyor.Yanında olanı ne kadar incitebileceğini hesaba katmadan paldır küldür sarfediyor sözcükleri, kötü niyetli olmasa da...
Ama birden bir söz, bir an öyle patlıyor ki gürültüyle...İyi de oluyor.Kendine geliyorsun.Yanındakinin değerini bir kez daha hatırlıyorsun. Bilenler," Her şer'rin içinde bir hayır, her hayrın içinde bir şer vardır" Diye boşuna dememişler.
Şer gibi görünen anlardan hayırlar ile çıkabildiğim(iz) için çok teşekkür ederim Allah' ım...
Sevgili sana da teşekkürler, iyi ki varsın...

16 Ocak 2008 Çarşamba

Yansımalar,garip haller...

Hayat gerçekten sürprizlerle dolu?? Bugün "- Amaaan hayat işte gırgıra vurmazsan çekilmez" dedim birilerine, ki bu tarz söylemlerden hiç hoşlanmam ama halet-i ruhiyem bunalımda olduğu için köprü altı sarhoşları gibi konuştum, o birileri de "-Hayır hayatın ne suçu var, ona ne verirsen karşılığında aynısını alırsın" dedi. Doğru aslında, yapılan geyik konuşmanın böyle felsefik bir çıkarımla sonuçlanmasını beklemiyordum, gafil avlandım. Ama doğru, hayat tamamen yansımalardan ibaret, aslında biraz da garip. Bir gün önce O' na huzur verdiğini bilirken ve hatta dinlerken bir gün sonra yanında değil de başka bir yerlerde olmak istediğini bilmek, görmek garip. Ya da en gizli güzellikleri paylaşırken sonra aniden güzel mırıltıların gürültüye dönüşmesi, sol memenin altındaki cevahirin sızlaması, sıkılması birbirine en yakınların yabancılaşması da ... Her şey bir garip, etrafında her şey garip de bir sen mi normalsin diyeceksin... Yok, hayır en garipleri de benim zaten..

8 Ocak 2008 Salı

Büyük adam olmak ?

Bazen canım hiç çalışmak istemiyor, bugün de o günlerden biri. Sabahtan beri aylak aylak etrafta gezinip, kesilen elektriklerin ardından daha uzun sürsün diye dua edip duruyorum.Ama bu defa kabul olmadı, bir dakika içinde hemen geliverdi utanmadan. Tembellik ettiğim böyle zamanlarda içimde bir ezilme, kıyılma hissi oluyor sanırım vicdan azabı dedikleri bu. Okul yıllarım da da aynı şey olurdu.Sınav günü gelene kadar avare avare takılıp yumurta kapıya dayanınca başlardım. Bunun iş hayatında da olması garip midir acaba yoksa " İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o dur " deyişinin bir kez daha sağlamasının yapılması mıdır?? Acaba büyüyünce büyük adam olanlar küçükken çok çalışanlar mıdır yoksa bizim gibi arada takılanların da büyük adam olma şansları var mıdır? Yanıtını bilen varsa söylesin, beni de aydınlatsın.
((( Not : itiraf ediyorum ben hem büyük adam olmak istiyorum hem de biraz tembellik yapmak istiyorum:P )))

4 Ocak 2008 Cuma

hoşgeldin pamuk prenses :)

Bugün bembeyaz bir İstanbul'a uyandım..Çok güzeldi. Kar bana inanılmaz bir huzur veriyor, her yer bembeyaz olduğunda sanki bütün kirlerin, çirkinliklerin, üzüntü ve kavgaların üstü örtülüyor gibi geliyor. Keşke gerçekten öyle olsa...
Neyse, bu sene çok dua etmiştim Tanrı'ma, yılbaşında yani doğumgünümde bana karı hediye et diye, iyice yüzsüzleştim neler de istiyorum :) Biraz geç geldi ama olsun :P Çok güzel, çok.
Yıllar önce belki dokuz belki on yaşındayken yine kar istemiştim hediye olarak, hem de karın hiç yağmadığı kupkuru iklimi olan bir yerdeyken..Yine yüzüm gülmüştü, mucize gerçekleşmişti. O anı hatırladım bugün :)
Tüm üzüntülerimizin, burukluklarımızın üstünü yumuşacık örtmesi dileğiyle, umarım daha da çok yağar . :)