8 Kasım 2007 Perşembe

Deneme

O gece...
Kan ter içinde uyanmıştı, kalbi sanki göğsünü yarıp dışarı çıkacaktı. Nerede olduğunu anlamaya çalıştı ilk önce, karanlık odada tanıdık birşeyler aradı.Bir süre sonra gözleri karanlığa alışmaya başlamıştı, nerede olduğunu anladı.Odasındaydı,yatağında yatıyordu.İçi rahatlar gibi oldu birden, ama hala kalbi hızlı hızlı çarpıyordu.Bu durumundan biraz rahatsız olmuştu.Ne zaman aniden uykusundan uyandırılsa,korkutulsa hep böyle olurdu.Bu gece de ani bir gürültü duymuştu sanki,korkuyla zıpladığında da bir iki tıkırtı takip etmişti o korkutucu gürültüyü.Birden gözü sağdaki duvara ilişti, sanki biri vardı ve ellerini boğazına dolayacak gibi hamle yapmıştı ama usulca onun uykuya tekrar dalmasını bekliyordu harekete geçmek için.İçini aniden bir korku sarmıştı yeniden." Of keşke dünkü dükkandan göz yaşartıcı spreyi alsaydım" Diye düşündü aceleyle ve korkuyla.Kalbi sanki daha da hızlanmıştı. El çabukluğuyla solundaki komodinin üzerinden telefonunu aldı, polisi arayacaktı.Polis onu gelip kurtarırdı duvardaki her kime aitse bilmediği gölgeden.Polisler gelene kadar uyuyormuş gibi yapacaktı.Ama bir anda gülmeye başladı, hem de kahkahalar atarak... Of ne kadar da aptaldı, hemen kalkıp ışığı yaktı. Zeynep'e barışma hediyesi olarak aldığı kocaman oyuncak ayıydı sağında duran. Neyse artık kalbi de düzenli atmaya başlamıştı, aptallığına bir kez daha güldü biraz da kızdı.Yavaş yavaş uykuya daldı tekrar, yarın Zeynep'e barışma hediyesini verecekti hatta görüşmeleri iyi geçerse belki ona bu garip geceyi de anlatırdı.Yatağına uzandı, terden yatağı sırılsıklam olmuştu ama ne üstünü ne de yatağın çarşafını değiştirmekle uğraşamazdı gecenin bir yarısı.Yorganı başına kadar çekti ve hemen uykuya daldı, ne de olsa yarın zorlu bir gün olacaktı.

Ertesi gün : ... ( Devamı nedir sence ? )

26 Ekim 2007 Cuma

Başka söze ne gerek...

" Hıf min beni adem es-sakit " ; Sükut eden ademoğlundan kork . ( Elif Şafak, Araf 2004 s.190 )

24 Ekim 2007 Çarşamba

Renkli İnsanlar

Sarışınların her zaman daha renkli insanlar olduğunu düşünmüşümdür. Saçları sarı gözleri mavi yahut yeşil..Renkli insanlar kategorisine kızılları da koyabiliriz üstelik doğuştan olanların suratlarında renkli noktaları da var, kimileri çil diyor ama bence çil demek pek hoş değil. Renkli noktalar daha eğlenceli ve samimi:) . Renkli insanlar işte...
Esmerlere ne demeli ? Baştan aşağıya aynı renk, düz..Gerçi bizim tadımız var ama :P Bunu da üzülmeyelim diye mi demişler ne?
Sahiden ama iki insan düşünün birinin gözleri, saçları,teni farklı farklı renklerde diğerinin ise gözü, kaşı, saçı her bir yanı çok istikrarlı aynı renk.Değil mi?
Arada bir de olsa aklıma gelen düşünce sırf dış görünüş ile ilgili walla..Yoksa benim görünüşte tek renk ama içi gökkuşağı gibi rengarenk ne arkadaşlarım war. Hepsini öperim buradan:* :) ( Zira dış görünüşte tek renk olmaktan da çok memnunum yanlış anlaşılmasın ) .

23 Ekim 2007 Salı

Dilbilgisi

Hayata gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren kurallarla yetiştiriliyoruz...Bukurallar dizini biz büyüdükçe de artarak devam ediyor ve biz bu sarmal içinde kaybolup gidiyoruz.. Dİlbilgisi kuralları da böyle işte.. Burada yazı yazarken bu kurallarla etrafımın çevrilmesini istemiyorum..Dilbilgisi olmadan bilgisizce yazmak istiyorum özgürce bulabildiğim her anda, köşede bucakta.. Bilmem anlatabildim mi??

8 Ekim 2007 Pazartesi

Elmayra

herkesin neyi neden yaptığını anlamaya çalışmak çok yorucu oluyor bazen..Bundan vazgeçmek gerekli diyorum kendi kendime, belki böylesi daha iyi olur..Herkesi kendi haline bırakmak zaman içinde herkesin sana gelmesini sağlar ( mı? ) . Bazen Elmayra mı oluyorum acaba, dur sıkıcam seni sıkıcaaaaammm,öpücem seviceeem muah muah muahh,dur kaçma :P

1 Ekim 2007 Pazartesi

kimse gördüğün kadarından ibaret değilmiş,bunu anladım.

Bugün beni şaşırtan iki şey oldu..Sabahtan Beyoğlu Adliyesi' ne gittim.Hay Gitmez olaydım çıkamadım akşama kadar...Alık ben işlerimi eksik yapıp gelince geldiğim yoldan geri dönerek adliyenin yolunu tuttum ikinci defa..Neyse kopnu bu değil aslında. Adliye Baro odasında görevli bir Arif Abi var.Sevecen iyi yürekli hoş sohbet bir adam..Bugün onunla ilgili beni şaşırtan şeyler öğrendim. Aslında mali müşavirmiş kendisi ama mesleğini hiç yapmamış..Konfeksiyonculukla uğraşmış,işyerinin müdürmüşşEtrafında mankenler, üretim, müşteriler..İşini de çok seviyormuş ama sonra iflas etmiş yıllarca değişik işler yaptıktan sonra Baro odasında çalışmaya başlamış..İkinci şaşırtan olaysa bindiğim taksicinin anlattıklarıydı..Üstü hali pek bi özensizdi ama tatlı yaşlı bir amcaydı.O da seneler evvel özel bir bankada şef olarak çalışırmış..Sonra emekli olup taksiciliğe başlamış..Bu ne be dedim kendi kendime..Bİraz sonra tanışacağım başka biri de eskiden ben ünlü bir şarkıcıydım, yok hayır isim yapmış bir profesördüm ... Diyecek heralde dedim. Anlaşılan kimse göründüğü gibi değil bu hayatta, ya da sanıldığı gibi.

25 Eylül 2007 Salı

İsTanBuL

Bugün İstanbul için bir kez daha düşündüm.Acaba İstanbul' da yaşayacağım inadıyla bu güzel şehri hiç yaşayamıyor muyum diye.. Sanırım öyle.. Nasıl olsa bu şehirdeyim giderim die bir çok yerine gitmeyi erteliyor insan..Trafiği, tinercileri, çingeneleri, b.ku püsürü. o kadar çok şey var ki negatif olan..Bazen de düşünüyorum İstanbulu sevmek yar' i sevmek gibi iyisiyle kötüsüyle sevmek mi ?? Bazen hayranım bu şehre ama bazen kaçıp gitme duygusundan da kendimi alamıyorum..

14 Eylül 2007 Cuma

nerelere gitsem,ne yapsam??

Bazen çok yorulduğumu hissediyorum, bir de herşeyden çok sıkıldığımı..İşte bu aralar da böyleyim. İçine saplanıp kaldığım ve ne yapsam çıkamadığım bir bataklıktayım sanki...Kulaç atıp çabaladıkça daha da gömülüyorum..Dışarıdan kimse duymuyor. Bağırsam da dönüp bakan yok. Attığım her adım, her söz bana eksi olarak dönüyor ve herkes bana kızıyor. İşaret parmaklarını sallayıp - olmaz olmaz ayıp, - hatalısın , -çok yanlış ... deyip duruyorlar.. Herkesi memnun etmeye çalışmaktan yoruldum artık. Biraz hayata karşı umursamaz olabilseydim keşke..
Bu aralar gerçekten yorulduğumu hissediyorum artık...

2 Temmuz 2007 Pazartesi

İkinci deneme

İyi bir blog kullanıcısı değilim. İtiraf ediyorum sırf kıskandığımdan ve özendiğimden hemen kendime bir blog sayfası yapmıştım fi tarihinde.Ama saçma sapan bişiiler yazdıktan sonra hiç uğraşmadım. Sonra da şifremi unuttum:P Bu ikinci denemem. Ne azim ama değil mi?? Umarım bu defa hep burada olurum. By By